Şizofren - ÇÖP BİDONU

Sağ Baştan Say

Home Top Ad

Post Top Ad

26 Haziran 2018 Salı

Şizofren



Rahmetlinin en güzel antikası ahşap duvar saatiydi. “Zamanın kıymetini bilmezsen hayatın israf olur evlat” diyerek dedesinden kalan emanetini torununa, yani pek muhterem zatıma emanet etmişti. Hay Allah! Adam sağlığında yüzümüze gülmez,  rahmetliğinde de hayallerimize hortlar iyi mi? Neyse kalkıp bakayım şu antikaya. Ruhu yad olsun rahmetlinin.

Ses çıkarmadan alayım da tatlış kocacım uykusundan uyanıp ”yine ne haltlar karıştırıyorsun” diye çemkirmesin. Evin yükünü sırtlandığı yetmiyor gibi bana da bakıcılık yapıyor sonuçta. Bir de gudubet patronu var ki sormayın. Adam antropoza mı girdi nedir, kocamın ömründen ömür gitti valla. Neyse bir basamak daha çıkarsam rahmetlinin saatine uzandım demektir. Amma da tozlanmış, yıllardır el sürmeyince böyle oluyor demek ki.  

Eski antika saatO dönemki tasarımcıları alnından öpmek gerek ne de güzel işlemişler ay yıldızları. Bu çubuklara akreple yelkovan diyenleri de bir türlü anlayamıyorum. Canım kısacık çubuğun neresi akrep? Akrep dediğin iki kıskacı birde sivrice kuyruğu olur. Bir kere soktu mu, tabib ilaç vermeden yataktan kalkamazsın. Şu uzun çubuğa da yelkovan diyorlar ya deli oluyorum. Sanki şu sözde akrepcik, saatin içinde yeller estiriyor da onu kovuyor. Bakın hepinize söylüyorum! Beni saçma sapan söyleyişlerinizle artık altadamayacaksınız.  Sokaktaki bozacıyı çocuk kaçıran olarak bildiğimiz zamanlar, eskidendi. Yemezler canım.

Bu çubuklar neden hareket etmiyor?  

Kutusunu açıp elimle iteklesem dönerler mi?

Ya da bir iki tane vursam tik tak diye öter mi?

Babam bu kadar güzel tatlı yapmayı nerden öğrendi?

Şaka şaka.. Babam iki yumurtayı kıramaz. Ama ben bu saat kutusunu kırıcam az kaldı. En iyisi şu kapağı açayım belki sorunu anlarım. Aa! Bir şeyler oluyor. Sanki saatin arka kapağını birileri bana doğru açmaya çalışıyor. Fısıltılar duyuyorum, minik bir çocuğun konuşması gibi. Sonunda açabildim kapağı ama heyecandan küçük dilimi yutmak üzereyim. Masmavi şeyler saatin içinden var gücüyle fırlayıp evin içine yayılıyor. Aha, bir tanesi de önüme düştü iyi mi?

-Dur yakaladım seni. Kimsin sen? Ne işiniz var dedemin saatinin içinde?
-Ben sakar şirinim.
-Şi,şi, şirin mi? İnanamıyorum.
-Evet! Sen de uslu bir çocuk olmuşsun ki bizi görebiliyorsun. Hadi bana eyvallah!

Yok, ben bu sefer gerçekten kafayı yedim. Seksen yıllık saatin içinden mavi bir yaratık çıkacak bana sakar şirinim diyecek. Böylesini de ilk defa görüyorum. Toz çıkar, pislik çıkar, en olmadı dedemin vasiyeti falan çıkar yani. Allah’ım sen aklıma mukayyet ol. Evin her yerini de sardılar. Gerçekten şirinler olabilir mi acaba? Konuşuyorlar da. Hadi bana eyvallah deyip kaçtı gitti bir de terbiyesiz. Şu köşedeki sarı saçlı olanla, şapkasında çiçek takılı olan da ne yapıyor öyle? Herkes kaçtı bir onlar kaldı. Tik tak sesler de geliyor. Hararetli bir çalışma var sanırım. Ayol bunlar iş pişiriyor olabilirler mi? Evet bunlar kesin iş pişiriyor. İş piştikçe de saat çalışıyor.

Gerçekten de şirinler galiba. Meşhur şirine de yolluymuş iyi mi? Kim bilir kaç mavi yaratığı kötü emellerine alet etti. Kadın milleti değil mi işte huyumuz kurusun. Süslü şirin de artık göğsünü gere gere gezinir. Sonuçta o kadar erkeğin arasından saati o çalıştırabildi. Ama öncesini de bilmiyoruz, belki saatin çalışması için bütün erkek şirinler sıraya giriyorlardı.  Belki sıra şirin babaya geldi, saat o yüzden durdu. Kafam da yine deli sorular.

Boş tekli koltukBu arada akıllı şirini görüyorum. Kütüphanemden bir kitabı almış pür dikkat okuyor. Hem de Oğuz Atay’ın, sonradan kıymeti bilinen Tutunamayanlar’ını okuyor. Kendini büyük biri sansın diye uzaktan “tutunamadık azizim” diye sesleniyorum. Dönüp anlamsızca bana bakıyor. Okumaya devam ediyor sonra. Hava da aydınlanmak üzere. Şirinler siyaha mı dönüyor yoksa bana mı öyle geliyor? Yok ya bildiğin siyah gibi. Renk körü mü oldum. Hayır, renk körleri kırmızı ile yeşili karıştırır hatta bu yüzden onlara ehliyet vermezler. Şizofren mi oldum yoksa? Hayır değilim tabi ki. Ne şizofreni canım bu yaşta? Vallahi değilim. Hem sadece ben demiyorum. Bakın şu köşedeki ibne de diyor.


Neyse çok geç oldu, gidip yatayım artık. Uyanınca bu mavi yaratıkları toplar, saatin arkasına tıkarım. Saatin kutusuna süslü şirin için bir ayna, akıllı şirin için de kitap bırakırım. Ama şirin babayı saatin içine atmayacağım. Saatimiz tik tak çalışsın.

                                                                                                                Yazar: Gübüristan

6 yorum:

  1. Tutunamayanlar zamanın eskitemediği kitap...

    YanıtlaSil
  2. Kesinlikle öyle ama ilk yayın zamanında çok okunmamış. Oğuz Atay'da nerede benim okuyucularım diye sitem etmiş diye anlatılıyor

    YanıtlaSil
  3. 'Ne şizofreni canım bu yaşta? Vallahi değilim. Hem sadece ben demiyorum. Bakın şu köşedeki ibne de diyor.'

    Şizofren mi? Ne ilgisi var canım :)

    YanıtlaSil
  4. Bu yorumu beğeni olarak kabul ediyoruz :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Güldüğüm, dolayısıyla beğendiğim bir noktaydı yinelemek istedim :) Kaleminize sağlık.

      Sil

Post Bottom Ad

Pages