Tema resimleri Storman tarafından tasarlanmıştır. Blogger tarafından desteklenmektedir.

Comments

Facebook

Blog Archive

Categories

İLETİŞİM ADRESİ

İLETİŞİM ADRESİ

Ad Home

Tags

latest tweets

Instagram posts

flickr photos

random posts

Magazine

Random Posts

Videos

Recent Posts

Header Ads

Popular Posts

Sports

27 Şubat 2018 Salı

Bokun İçinde Boğulan Adam

 




Filin bokunda boğulan adam
Friedrich bir yaz günü güneşin ilk ışıklarıyla eş zamanlı olarak gözlerini açmaya çalıştı. Geceden aldığı likörün kokusu damağına öyle yapışmıştı ki; kesif kokusundan hafif tiksinerek bir daha bu kadar abartmaması gerektiğini düşündü. Ya da bu kadar çok içeceğim zaman zeytinyağıyla dövülmüş karanfilleri önce mideme indireceğim ve aradan en az bir saat geçmeden ağzıma alkol almayacağım diye kendine prensip edindi. Usul usul yatağından kalkıp doğruldu. Güneşin parlayan ışıkları henüz kavurucu sıcaklığına ulaşmadan mutfağına doğru yol aldı.  Almanların o yıllardaki en iyi icatlarından olan ekmek kızartma makinasına iki tost ekmeğini yerleştirip, her sabah tekrarladığı rutinlerinden olan sakallarını traş etmek için lavaboya gitti.

Friedrich, çok planlı ve düzenli hareket eden biriydi. Günlük yapacağı işleri sabah traş olurken gözden geçirir zaman zaman da sıralamasını aciliyetine göre değiştirirdi. Bugün yapacağı işlerin sıralamasını tamamlarken ekmek makinasının can sıkıcı ‘’dinkkkk!’’ sesini işitti. Kahvaltısını tamamlayarak hiçbir şeye değişmediği işine zamanında yetişmek için yola koyuldu.



Friedrich Riesfeldt Almanya’da hayvan bakıcılığı yapıyordu. Hayvanları o kadar çok seviyordu ki; küçük oğlu zaman zaman babasına bizi bu kadar sevmiyorsun diye sitem ediyordu. Friedrich tulumlarını giydi, her sabah yaptığı gibi sorumlu olduğu alandaki hayvanları ve kulübeleri tek tek inceledi. Henüz beş yaşındayken hayvanat bahçesine getirilen Stefan adlı filin homurtularını işitti. O da ne bu ses homurtudan ziyade feryat gibiydi. Evet, Stefan’ın bir sıkıntısı vardı. Hızlı adımlarla Stefan’ın etrafını çevreleyen demir çitlerin yanına gitti. Bir süre fili izleyerek sorunun ne olduğunu anlamaya çalıştı. Stefan, hortumunu hızla sallıyor, homurdamaları hayvanat bahçesine gezmeye gelenlerin korkmasına yol açıyordu. Friedrich sorunu gözlemleyerek buldu. Her sabah geldiğinde iki el arabası dışkı bırakan Stefan’ın yaşam alanı tertemizdi. Stefan muhakkak kabızdı ve feryatlarının sebebi kabızın yol açtığı karın ağrısıydı.


Kulübesinden hayvanlar için kullandığı müsil ilaçlarını alarak hemen Stefan’ın yanına geri geldi. Bir adet müsili Stefan’a içirip bekledi. Stefan’da değişen hiçbir şey yoktu. Bir tane daha müsil içirdi. Değişiklik hala yoktu üçüncü, dördüncü derken onuncu müsili Stefan’a zorla içirdi. Stefanın böğürmeleri kesilmişti fakat hala dışkısını çıkaramıyordu. Friedrich bu hayvanın muhakkak dışkılaması gerekiyor diyerek, müsil ilaçlarını vermeye devam etti. Hadi be Stefan sıç da kurtulayım artık diye siteminden sonra yirminci müsili verdi.  Stefan koça tatlı totosunu sallayarak denemeye çalıştı fakat hala bir değişiklik yoktu. Friedrich, yirmi ikinci müsili de içirdikten sonra bağırsaklarının sesini duyup heyecanlanarak Stefan’ın arkasına geçti.  Stefan’ın poposunun yanaklarının arasından bok şelalesi öyle bir fışkırdı ki, Friedrich’in boğazına doldu. Burun delikleri oluşan bok yığının içinde nefes alamayacak hale geldi ve Friedrich orada öldü. Evet öldü. Evet, bokun içinde öldü. Hafızada kalan ise Stefan isimli filin koca kulaklarının arasında, hortumunu yavaş yavaş sağa sola sallayarak yüzünde oluşan tebessüm ifadesi kaldı.

Ola ki bir gün bir file müsil ilacı içirmeye kalkarsanız aklınızda bulunsun. Filin totosu şakaya gelmez. Friedrich’i tenzih ederek söylemek istiyoruz ki; günümüzde böyle fillerin kıymeti paha biçilemez.  

8 on: "Bokun İçinde Boğulan Adam"
  1. Enteresan bir yazı. O kadar sistemli bakımlı bir adam olan Friedrich'in bu şekilde ölmesi yazık olmuş.

    YanıtlaSil
  2. Çok değişik bir hikayeymiş @bw

    YanıtlaSil
  3. Evet çünkü olay çok ilginç. Bu arada gerçekten yaşanmış bir olay bilginiz olsun.

    YanıtlaSil
  4. Ben bu hikayeyi duymuştum. Gerçek mi değil mi daha tam olarak emin olamadım, bakıcısına da gülsem mi ağlasam mı bilemiyorum... @fp

    YanıtlaSil
  5. Yazık yaaa gülsem bir türlü üzülsem bir türlü hesabı. Ne kötü bir ölüm ve geri de kalanlara unutulmaz bir tecrübe.
    İyi yazmışsınız daha önce hiç duymamıştım.

    YanıtlaSil